Barcelona’ya hayır diyen Türk

03 Eylül 2010

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda adeta takımımızın dinamosu, 35 yıl sonra gelen Yunan galibiyetinin baş mimarı (kimdir?) diye sorulsa, yanıtı Ersan İlyasova olurdu.

Hürriyet’ten Ayhan Güner’in haberine göre, Kırım’dan Özbekistan’a sürgün edilen Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu olan Ersan 1987 Buhara doğumlu. Asıl adı Arsen İlyasov. Babası Enver İlyasov ve annesi İraliye İlyasova’nın da en büyük gururları.
13 yaşındayken Türkiye’ye geldi. Ve 2003 yılında Türk vatandaşlığına geçti.
2004 yılında Ülkerspor tarafından keşfedilip Türk vatandaşlığına geçince Arsen olan adını Ersan İlyasova olarak değiştirdi. 18 yaşında NBA seçmelerinde Milwaukee Bucks tarafından 36. sıradan seçildi.

Sakatlanınca menajeri Tolga Tuğsavul ile birlikte karar verdi ve ABD’nin yolunu tuttu. Artık Milwaukee Bucks’ın oyuncusuydu.
Kulüp NBA yıldızı Ray Allen’ın fizyoterapistini göreve çağırdı. Ve Ersan’ın tedavisi için tam 200 bin dolar ödedi. Ersan iyileşti. Ama uyum sorununu aşamıyor, NBA’de forma giyemiyordu.

Ersan alt lige gönderiliyordu. Koçu itiraz edeceğini düşünürken hiç beklemediği bir yanıt aldı;
- Burada oturacağıma orada gider oynardım.
Ve gitti. Bu ligde oynadığı 46 maçta 12,5 sayı ve 7,0 riband ortalamayla oynadı.

2006’da Avrupa Ümitler Basketbol Şampiyonası’nda en değerli oyuncu ödülünü aldı. Stiliyle NBA scout’ları tarafından ünlü Rus oyuncu Andrey Kirilenko’ya benzetilen Ersan İlyasova yükselen performansı sonrası Barcelona’nın transfer teklifiyle karşılaştı.
Bucks’un teklifi 4 yıllık 8 milyon dolardı.
Barcelona ise 2 yıllığına 5 milyon dolar öneriyordu.
Kararını verdi ve Katalan ekibine gitti. Katalan ekibinde ilk 6 ayda zor günler yaşadı. Ama sonra açıldı. Play-Off’un en iyi oyuncularından biri oldu. 2008-09 sezonunda İspanyol yıldız Navvaro’dan daha çok para kazanıyordu.
Bu başarı sonrası Olympiakos ve Real Madrid transfer teklifinde bulunuyor, Barcelona ise 5 yıllık sözleşme öneriyordu.
Ama o NBA’e dönmek istedi. Parayı elinin tersiyle itti, Bucks’la 3 yıllığına 7.5 milyon dolara imza attı.

Menajerine gelen transfer teklifinin sayısı 19.
Evet tam 19 kulüp şu anda Ersan’ın peşinde. Bu teklifler Ersan’ın fiyatını da yükseltiyor İlyasova’nın menajeri Tolga Tuğsavul, “2011 yazında masaya oturacağız 5 yıllık imza atacak. 25 ile 50 milyon dolar arasında bir rakam alır. Mehmet Okur ve Hidayet gibi para kazanacak” diyor.

Son 12 Eylül mağduru

03 Eylül 2010

12 Eylül’de açılan davalar nedeniyle Almanya’ya sığınan ve Türk vatandaşlığından çıkarılan yazar ve insan hakları savunucusu Erdoğan Akhanlı, hasta olan babasını görmek için Türkiye’ye geldi. Havalimanı’nda yakalanan Akhanlı 21 yıl sonra tutuklanıp cezaevine konuldu.

20 Ekim 1989’da Tahtakale’deki bir döviz bürosunda yaşanan kanlı bir soygun girişiminin dosyası 21 yıl sonra yeniden açıldı. Olayda, silahlı 3 soyguncu ile dükkan sahibi Yaşar Tutum ve oğulları arasında çıkan itiş kakışta silahlar çekilmiş ve baba Tutum hayatını kaybetmişti. En önemli delil olay yerinde bulunduğu iddia edilen 2 çantaydı. Soygunculara ait olduğu sanılan çantalarda bir şirketin ortaklarına ait 3 fotoğraf ve her nasılsa başka bir soygunun planlarının bulunduğu açıklandı. Soruşturma sırasında evrakların o şirkette muhasebeci olarak çalışan Fatih Çalışkan’a ait olduğu belirlendi. Çalışkan ifadesinde, dökümanları bir sol örgütün yöneticisi olmakla suçlanan Hamza Kopan’ın direktifiyle hazırladığı söyledi. Gözaltına alınan Kopan ise Erdoğan Akhanlı’nın ismini verdi.

Akhanlı için soruşturma başlatıldı ancak o dönemde yurtdışında olduğu için dosya kapatıldı. Aradan tam 21 yıl geçti. Akhanlı rahatsızlanan babasını ölümünden önce görebilmek için Türkiye’ye döndü. Ancak Sabiha Gökçen Havalimanı’nda pasaport kontrolü sırasında gözaltına alındı. Mahkemeye çıkarılan Akhanlı, cinayetten tutuklanarak Tekirdağ Cezaevine gönderildi.

KAMPANYA BAŞLATILDI

Akhanlı’nın tutuklanması bir anda ortalığı karıştırdı. Türkiye’de ve yurtdışında çok sayıda sivil toplum örgütü Akhanlı için kampanya başlattı.Akhanlı’nın arkadaşı Alman Yazar Guenther Wallraf, “Bu tutuklama, Doğan’ın Ermeni soykırımı hakkındaki sözleri nedeniyle Türkiye’nin intikamı” ifadesini kullandı. Avukatı Haydar Erol, “Müvekkilim Türkiye’ye kendi isteğiyle geldi ve havaalanında gözaltına alındı. Kaçacak olsa neden gelsin” dedi.

‘NASILSA DÖNMEYECEK DİYE ADINI VERDİ’

Avukat Haydar Erol, “Hamza Kopan 1.5 ay işkence gördüğü için yurtdışına kaçtığını bildiği Erdoğan Akhanlı’nın adını verdi. Ayrıca, soruşturmada inanılmaz hatalar var. Çantalarda parmak izi çalışması yapılmamış. Yine çantanın içinden başka bir soyguna ait planlar çıktı deniliyor.

Düşünün siz soyguna gidiyorsunuz çantanızda başka bir soygunun planları var, bu mümkün mü. Öldürülen kişinin oğlu Mustafa Tutum’ın, Akhanlı’yı fotoğrafından teşhis ettiği bilgisi var. Ama Mustafa Tutum, ‘Akhanlı‘yı ilk kez 13 Ağustos 2010’de Emniyet Müdürlüğü’nde gördüm daha önce böyle bir teşhis yapmadım’ diye yazılı ifade verdi. Şu anda Erdoğan Akhanlı ile ilgili iddianameyi hazırlayan savcının 20.10.2009’de zaman aşımının dolduğuna dair bir yazı yazdı ve bu dosyalarda var. Peki Akhanlı neden hala cezaevinde.” Avukat Erol, daha önce tutuklanan iki kişinin 11.02.1994’de beraat ettiğine dikkat çekerken, “Yargıtay’da bu kararı 11.05.1994’de onayladı. Yani kanun bu iki kişinin olayla ilgili olmadığını kabul etti. O zaman neden beraat eden Hamza Kopan’ın işkence altında verdiği ifadeye dayanarak Akhanlı’yı yargılıyor” diye konuştu.

Akhanlı, 2000 yılında verdiği bir röportajda, “14 Mayıs 1998’de vatandaşlıktan çıkarıldığım haberini aldım. Vatandaş olmadığıma göre ‘vatan haini’ statümü de kaybetmiş olmalıydım. Doğduğum ve halen kokusunu aldığım köyümün ve evimin olduğu yere bir daha dönememe düşüncesi son derece can sıkıcıydı. Bu Türk devletinin kendi kusuru ve kendi ayıbıdır” demişti.

AKHANLI KİMDİR?

1957 yılında Artvin’in Şavşat ilçesinde dünyaya gelen Doğan Akhanlı, 1980 askeri darbesinden sonra siyasi faaliyetleri nedeni ile tutuklandı. Akhanlı 1985-1987 yılları arasında siyasi tutuklu olarak İstanbul Metris Askeri Cezaevi’nde yattı. 1992 yılında Almanya’ya yerleşen yazar, ‘Kayıp Denizler’, ‘Denizi Beklerken’, ‘Gelincik Tarlası’ ve ‘Kıyamet Günü Yargıçları’ adlı kitaplarını yazdı. Resmi Gazete kayıtlarına göre 1998 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılan Akhanlı, 2001 yılında Alman vatandaşlığına geçti. Doğan Akhanlı’nın 700 Yahudi mültecicinin Karadeniz’de batırılan Struma gemisi vakasını konu alan romanı ‘Madonna’nın Son Hayali’ , eleştirmenler tarafından 2005 yılının en iyi kitaplarından biri olarak değerlendirildi. Köln’deki eski Gestopo Teşkilatı binası, şimdilerde ise Dokümantasyon Merkezi ve Müze olarak kullanılan EL-DE Evi’nde rehberlik yapan Doğan Akhanlı, tarihi bilinç ve insan hakları konularında çalışmalarda bulunuyor. (Vatan)